Kutadgu Bilig’te Çocukların Ailelerine Karşı Sorumlulukları

YAZAN: EDA ÇELİK- ALİM SÖZLÜK

KAYNAK: YUSUF HAS HACİB’İN KUTADGU BİLİG

Kutadgu Bilig’te Çocukların Ailelerine Karşı Sorumlulukları

Daha önceki beyitlerden yola çıkarak çocuk yetiştirmede anne ve babanın etkileri üzerinde duruldu. Şimdi ise çocukların, ailelerine karşı tutum ve davranışları üzerinde durmak konu bütünlüğü açısından çok yerinde olacaktır.

Babanı, anneni hoşnut eyle, onlara hizmet et; bu hizmet karşılığı binlerce fayda elde edersin.  (Beyit: 1569, s. 121.)

Anne ve babanın, çocuklarına sorumlulukları olduğu kadar çocukların da anne ve babalarına karşı sorumlulukları vardır.  Küçükleri sevmek, büyükleri saymak gibi öğretilerle yetiştirilen çocuk en yakından anne ve babasına saygı göstermeli ve onların gönlünü her zaman hoş tutmalıdır. Hz. Peygamber dahi en iyi amelin namazlarımızı eda etmekten sonra anne ve babaya iyilik etmek olduğunu söylemiştir. Anne ve babaya iyi davranmak, saygı göstermek, onları mutlu etmenin insanlara iyilik getireceği hem hadislerde hem de atasözlerinde çok kez dile getirilmiştir. Günümüzde maalesef çoğu insan, ailelerini hiçe saysa da hala ailelerinin kıymetini bile insanlar da bulunmaktadır. Anne ve baba hayır duasını almadan başlanılacak her işin iyi olmayacağını bilerek yetiştirilen çocuklar, ileri yaşlarında da ailelerinin kendilerinden razı olmaları için uğraşacaklardır.

Baba öğüdünü tuttu ve doğruluktan ayrılmadı, saadeti günden-güne arttı, güneşi parladı.  (Beyit: 1566, s. 121.)

Her çocuk, ilk olarak ailesi tarafından eğitilir, temel bütün bilgileri ailesinden alır. İnsanlar ailesinin verdiği öğütleri tuttukları zaman pişman olmazlar, bun herkes günlük hayatında şahit olmuştur. Ya da anne ve babasının sözünü tutmayan insanlar mutlaka sonunda keşke ailemin sözünü dinleseydim diyebilmektedir. Ailesinin özünü dinleyen çocuklar bu durumdan mutlu olup hep ailelerini bağlı kalarak hata yapmamaya çalıştılar.

Kardeş ve akrabaya yakınlık göster; güler yüzle büyüğün ve küçüğün gönlünü al. (Beyit: 1327, s. 105.)

Çocukların anne, babası ve onların dışındaki diğer akrabalarına nasıl davranması gerektiğini anlatan bu nasihat çok önemlidir. Çünkü akraba görünce düşmandan daha çok ürken insanlar vardır ve aileler çocuklarının böyle olmalarını engellemek için nasihatte bulunurlar. Çocuklarda anne ve babalarının sözlerini dinleyerek ailesine ve akrabalarına karşı saygılı ve hoşgörülü davranmalı daha önce de belirtildiği gibi küçüklerini sevip büyüklerini saymalıdır.

Oğul babaya babalık eder, oğul bey ve baba ise kul oldu. (Beyit: 6485, s.464.)

Oğul-kız babaya hürmetini bıraktı; ihtiyar kelimesi insana bir hakaret sözü oldu. (Beyit: 6491, s.465.)

11.yy’ın sonlarına doğru çocukların ailelerine karşı eskisine göre iyi bir şekilde davranmadıklarını, saygılarını yitirdiklerini dile getiren Yusuf Has Hacib aileye saygı göstermenin önemini vurgulamaktadır. Eserin ortaya çıkmasından yüzyıllar sonra ise bu durum iyice içinden çıkamaz bir hal aldı. Büyüklere saygı göstermek, anne ve babayı saymak çağ dışı eylemler olarak algılanmaya başladı. Hatta o kadar ileri gidildi ki herkes etrafında anne ve babasını azarlayan, onlardan utanan çocuklar görmeye başladı. Araştırmacılar buna sebep aramaya başladılar, dönem farklılıklar, kuşak uyumsuzluğu, dış etkenler gibi çeşit çeşit bahaneler türetilmeye başladı. Bu sebepler çocukları iyice anne ve babalarına karşı harekete geçirdi nasılsa mantıklı bir açıklaması var diye. Ama ne Kutadgu Bilig’in kaleme alındığı geçmiş zamanlarda ne de günümüzde bunun bir açıklaması olamaz. Var olmamızın sebebi olan ailelerimi el üstünde tutmak yerine saygısızca davranıp onlara kendi küçüklerimize bile etmediğimiz muameleyi edebiliyorsak bu kesinlikle her dönemde de bizim insanlığımızın sorgulanmasını gerektiren bir konudur.

Evlatların hayırsızı ölen anne ve babasını, bir kere olsun, anmaz. (Beyit: 3389, s. 248.)

İnsanlar birçok konuda sınıflandırılabilirler. Güzel-çirkin, iyi-kötü, akıllı-deli diye. Bu sınıflandırmalardan biri de hayırlı-hayırsız insandır. Her insanın hayırlısı iyi işler edip kendisiyle hiç bir münasebeti olmayan herkese iyilik yapabildiği gibi hayırsız insanlar da kendilerinden başka insanları düşünmez hatta kendileri yetiştiren, üzerinde hakkı olan ailesine bile iyilik yapmaz. Hâlbuki en çok da hakkı ödenemeyecek olan ailelerimizi düşünerek onlara iyilik yapmalı, son zamanlarını güzel geçirmeleri için çabalamalı, onlar bu hayattan gittikten sonra bile onların adına iyilik yaparak ruhlarının huzura erişmesi için çabalamak gerekir. Ama hayırsız insana bunu anlatabilmenin bir yolu yoktur. Çünkü nasıl ne şekilde anlatılırsa anlatılsın o kendini haklı bulmak ya da bunu yapmamak için bir bahane bulur. Daha yeni de belirtildiği gibi o insanların aklında sadece kendilerini düşünmek vardır. Kendileri dışında kimseye ailelerine dahi yardım etmezler. Bu beyitte sadece hayırsız insanlar için böyle bir ifade kullanılmış, bunların dışında kalan kalplerinde hala herkes için iyilik ateşi olan insanları bu grup içinde ele alıp haksızlık yapmamak yerinde olur. Bu konu için bir başka beyitle açıklama yapmak gerekmektedir.

Öldükten sonra evladı kalan bir baba için, yaşamıyor denilemez.

Evlatsız insanın ölünce, nesli kesilir; dünyadan adı silinir ve yeri boş kalır.

Eğer çoluk-çocuk iyi ve hayırlı olursa, bu iş senin dediğin gibi olur.

Eğer evlat hayırsız çıkarsa, hayatta seni inletir; ölünce de, seni çabucak unutur.

(Beyit: 3374-3375-3377-3378, s. 247.)

Daha önceki beyitten hareketle açılan konu üzerine çocukların hayırlısı ve hayırsızı ailede ne gibi etki yaratır konusuna değinmek gerekir. Her aile kendisine iyi davranacak, her zaman yanında olacak, kendilerinden sonra bile onları unutmayacak evladının olmasını ister. Yusuf Has Hacib’in kaleme aldığı eserde böyle hayırlı evladı olan insanların ölseler dahi dünyada izlerinin kalacağın dile getirmiştir. Gerçekten de öyle değil midir? Hepimizin ailesinin tek temennisi bu dünyadan gitmeden önce çocuklarının iyi olduklarını görmeleri, işte o zaman bu dünyadan gitseler bile hep ruhlarının yaşatılacaklarını söylemişlerdir. İşte bunların bilincinde olan bir insanın da ilesine karşı saygı çerçevesinde hayırlı bir evlat olmak için uğraşması gerekmez mi? Tabi ki gerekir, hatta bu bence her insanın ailesine karşı yerine getirmesi gereken bir sorumluluktur. Çünkü hiçbir anne baba çocuğundan bunun dışında bir şey beklemez ve hiçbir çocukta bunu ailesine çok görmemelidir.

Oğlu, Ay-Toldı için, ölüm aşı yaptı; fakirlere gümüş ve ipekli kumaşlar dağıttı.

Babasının matemini böyle hayırlı işler yaparak geçirdi; iyi insanları kendisine ahbap edindi.  (Beyit: 1564-1565, s. 121.)

Yukarıdaki beyitlerden birinde hayırsız çocukların aileleri vefat ettikten sonra onları anmadığını, sonraki beyitte ise hayırlı olan çocukların da aileleri için büyük şans olduğunu söylemişti. İşte tam da bu beyit hayırlı bir çocuğun anne ve babası vefat ettikten sonra ne iyilikler yaptığını göstermesi bakımından önemlidir. Hayırlı bir evlat olup, ailesini kaybettikten sonra fazlaca dövünüp ağlamak da doğru değildir, çünkü ölüm haktır. Ölümü olgunlukla karşılayıp annesi ve babasına layık şekilde hareket edilmesi en doğru olandır.

Babam bana hayır dua etmiş idi; ben o dua ile yükselerek, bu mevkie ulaştım. 

(Beyit: 1803, s. 137.)

Bütün insanlar ailelerinin zerlerindeki etkilerini, emeklerini ve ilgisini bilerek hareket etmelidirler. Ailelerinin onlara ettikleri dua belki de onlara bir kapı açılmasına vesile olacaktır. Onların duasını ve rızasın alarak hareket eden insanların başarılı ve mutlu oldukları tarihte de günümüzde de pek çok örnekle kanıtlanmıştır.

YAZAN: EDA ÇELİK- ALİM SÖZLÜK

KAYNAK: YUSUF HAS HACİB’İN KUTADGU BİLİG

Reklam

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*