Kutadgu Bilig’e göre aile kurumunun oluşturulması

YAZAN: EDA ÇELİK- ALİM SÖZLÜK

KAYNAK: YUSUF HAS HACİB’İN KUTADGU BİLİG

Kutadgu Bilig’e göre çocuk yetiştirme konusunda saptamada bulunmadan önce çocuğun içine doğacağı ve yetiştirileceği aile kurumu hakkındaki beyitleri incelemek yerinde olacaktır. Her çocuk belirli statüde bir ailenin içine doğar ve zamanla ailenin statüsüne uygun şekilde yetiştirilir.

Aile kurumunun sağlıklı bir şekilde oluşturulması ve düzenli bir şekilde aile hayatının sürdürülmesi çocuğun hem psikolojik hem de sosyolojik gelişimini olumlu etkileyecektir.

İnsanların eş seçimleri, aileyi kurarken üzerinde durulacak noktalar bu gelişim açısından oldukça önem arz etmektedir. Hayatın kanunu insanın doğması, büyümesi ve ölmesinden ibarettir, ama insan yuva kuran, çocuk sahibi olan, anne veya baba statüsünde yeni bireylerin yetişmesinde önemli rol oynayan da bir varlıktır.

Bunlarda hayatın kanunudur, zaman ne olursa olsun belirli bir yaşa gelince insana hem aile hem de toplum tarafından evlenmesi, çocuk sahibi olması gibi telkinlerde bulunulur, çünkü bunlar da hayat içinde olmazsa olmaz olaylardır ve sürekli olarak devam etmektedir.

İnsan evlenmeli ve birçok çoluk-çocuk sahibi olmalıdır, ‘evlatsızdır’ demek, insan için bir hakarettir.

İnsanların seçkini ne der, dinle; neslin kesilmemesinin çaresi kadındır.

(Beyit: 3371-3372, Sf. 247.)

Yukarıda belirtildiği gibi insan doğanın kanunu gereği türemektedir. İnsanoğlu bu hayatta kendi neslini devam ettirmek ve dünyanın devamlılığını sağlamak için çocuk sahibi olmalıdır. Çocuğu olmayan insanlar hayatları boyunca yalnız kalacaklardır ve herkesin bildiği üzere yalnızlık sadece Allah’a mahsustur.

Çocukların dünyaya gelip iyi bir şekilde yetiştirilmesi için öncelikli olan iyi bir ailenin kurulması ve devam ettirilmesidir. İnsanların neslinin devamı kadındır sözünden hareketle kadının toplum için ve topumun devamlılığı için ne kadar önemli olduğu ortaya konulmaktadır. Kadın olmazsa bir nesil olmaz kadın olmazsa bir nesil iyi bir şekilde yetiştirilemez.

Oğula kız al, kızı ere ver; ömrünü dertsiz geçir, ey mesud insan. (Beyit: 4507, s. 326.)

Aile kurmanın ne kadar önemli olduğunu anne ve babalar çocuklarına öğretmeli ve onları evliliğin sorumluklarını anlatmalı, hayırlı v güzel evlilikler yapmaları için vesile olmalar gerekmektedir. Belirli bir yaşa gelip kendi kendine yeten ve işini kurmuş bireylerin aileleri tarafından evlendirilmeleri gerektiği bu beyitlerle ifade edilmelidir.

Böylelikle yeni bir ailenin temelleri atılmalı, anne ve babalar da çocuklarına karşı bu sorumluluğu da yerine getirmiş olarak mutlu olmalıdır. Ama bazı ailelerin çocuklarının evliliklerini kendi çıkarları için yapıp, onarın mutluluklarını hiç düşünmeyerek göz ardı ettikleri geçmişte de günümüzde de görülmektedir.

Bu durumda kurulacak ailenin, yetişecek çocukların ve huzursuzluk ortamından kim sorumlu olacak. Anne ve babalar kendi çıkarları uğruna çocuklarını mutsuz bir evlilik ve aileye kurban etmek yerine onların ömürlerini güzel ve saygılı şekilde geçirmeleri için iyi bir insanla evlenip aile kurmalarına vesile olmalıdırlar.

Eğer evlenmek istersen, çok dikkatli ol ve iyi bir kız ara.

Alacak kimsenin soyu-sopu ve ailesi iyi olsun; kendisinin de hayâ ve takva sahibi, temiz olmasına dikkat et. (Beyit: 4475-4476, s. 324.)

Evlilik rastgele yapılacak ve önemsiz sayılacak kadar basit bir olay değildir. İki insanın bundan sonraki hayatlarını birleştirmesi gibi sade bir anlamla nitelense de yine de eksik kalmaktadır. Evlilik, aile kurumunun ortaya çıkmasındaki ilk adımdır.

Toplumun belki de en önemli olayıdır. İnsanlar evlenirken veya evlenmeye karar vermeden önce kesinlikle çok iyi düşünmelidir, öncelikle kendisinin bu ve devamında evlilikle birlikte gelecek sorumluluklara yetip yetemeyeceğini tartmalı ve karar vermeli, sonrasında ise karşısındaki insanın evlilik için ve kendi hayatı için uygun olup olmadığın araştırmalıdır.

Çünkü çok basit gibi görülen bu olay iki insanın ve hatta toplumun ama en önemlisi sonradan dünyaya gelecek çocukların hayatını önemli ölçüde etkileyecektir. Bu sebeple evlenecek inanlar birbirlerinin huy ve karakterlerini iyice araştırıp öğrenmeli sonrasında böyle ciddi bir karar için adım atmalıdır.

Onda yüz güzelliği arama, güzel huy ara; huyu iyi olursa, seni memnun eder.

Ey takva sahibi insan, evlenme; evlenirsen, kendi dengin ile evlen.

(Beyit: 4482- 4483, s. 324.)

İnsanların evlilik için her dönemde önce güzelliği önem verip de sonradan zamanla karakterini tanıyıp pişman oldukları görülmüştür. Bu durumda ifade edilen ise kimse insanlara illa huyu güzel olup çirkin bir insanla evlenin demez ama önemli olan yüz güzelliği kadar huy güzelliğine de önem verilmesidir.

Tabi ki evlenen iki insan ve ailenin de birbirine denk olması sonradan birbirlerini aşağılama gibi olayların önüne geçmek için en önemli adımdır. Hiçbir toplumda ve ailede kimse eşlerin birbiri ile aynı karakterde olmasını beklemez ama iki insan birbiri ile ne kadar farklı olursa olsun anlayış ve sabır ile bu zıtlıkların üzerini örtebilmeleri gerekmektedir.

Bu sebeple ailenin temeli anlayış, hoşgörü, güven gibi huylardır. Ve insan evleneceği insanda öncelikle bu huyları aramalıdır.

Eğer iyi ve takva sahibi bir kadın bulursan, bu fırsatı kaçırma, derhal evlen, ey iyi insan.

Arzun zenginlik ise, o tasarruf ederek, seni zenginleştirir ve yüzünü güldürür.

Ahlakı dürüst olan kimse güzel görünür; kadının güzelliği onun tavır ve hareketidir; bunu bilen bilir. (Beyit: 4498-4499-4500, s. 325)

İnsanlar evlenecekleri kişide farklı özellikler arar, kimisi güzellik, kimisi zenginlik, kimisi güzel huy ve sağlam karakter. Ama Kutadgu Bilig’de bunların hepsinin takva sahibi insanlarda zaten bir arada olduğu kaleme alınmıştır.

Gerçekten de insan erdemli ve takva sahibi olursa evleneceği insan onda arayacağı her şeyi bulur. Bu sadece evliliği değil ilerde çocuklarını ve bütün ailesini de olumlu etkiler. Çocukların böyle erdemli bir anne ve baba tarafından yetiştirilmesi onların geleceği ve karakteri bakımından da önem arz etmektedir.

Evleneceksen, kendinden aşağı derecede biri ile evlen kendinden yüksek ailelere yaklaşma, sonra onun esiri olursun.

Evleneceksen, kendinden aşağı derecede biri ile evlen; ömrünü huzur içinde geçirirsin. (Beyit: 4479-4481, s. 324.)

İnsanların cinsiyet bakımından her zaman eşit oldukları söylenir ama eşitliği maddi ve manevi ya da mevkii bakımından söylemek mümkün değildir. Hem tarihte hem de günümüzde insanların bazen mevkii ya da maddiyat uğruna mantık evliliği yaptıkları görülür. Bu mantıkla kurulan bir aileden ne kadar güzel sonuçlar alınabilir ya da bu aileye doğacak çocuklar ne kadar sağlıklı bir psikolojide yetiştirilebilir.

Atalarımızın dahi ‘Davul bile dengi dengine’ diyerek insanları buna sevk ettiğinden bu beyitlerinde ne kadar doğru olduğu anlaşılmaktadır. Burada bahsi geçen konu sadece evliliği ve aile kurumunu değil aynı zamanda çocuğun yetiştirilmesini de olumsuz etkiler.

İnsanların aile kurarken bunları göz önünde bulundurup kendi seviyesinde bir insanla bu ailenin adımını atması daha sağlıklı sonuçlar vermektedir. İnsanlar maalesef ki çeşitli toplumsal sebepler yüzünden ya da ekonomik sebepler yüzünden daha iyi ya da daha kötü durumda olabiliyorlar ve ne yazık ki bu durum geçmişte de günümüzde de insanların karakterini etkileyebildiği gibi aile hayatını ve hatta çocuklarına yaklaşımlarını bile etkileyebilmektedir.

Bu sebeple insanlar, karşısındaki insanın karakterinden ve huyundan tamamen emin olmadan, ilerde böyle bir duruma, aşağılanma ve aile hayatını olumsuz etkileme gibi olaylara sebebiyet vermemek adına evlilik ve aile kurma gibi ciddi kararlarda dikkatli davranmalıdır. Aksi takdirde gerisi hem kendileri hem de dünyaya gelecek çocuklar için pişmanlıktan başka bir şey olmaz.

Reklam

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*