Kur’an kavramları: saâdet

“Saâdet” kelimesi, “hayırlı olana ulaşmak, Allah’ın insana hayır/bereket ihsân etmesi, onu mutlu kılması” anlamına gelir (İbn Manzur, Lisanu’l-Arab; Rağıb, Mufredat).

En büyük saâdet, Cennet’i kazanmak olduğu için, yüce Rabbimiz şöyle demiştir:

  • Mesut olanlar ise Cennet’tedirler. Onlar orada, Rabbinden kesintisiz bir bağış olarak, gökler ve yer durdukça, süresiz olarak kalacaklardır. Meğer ki Rabbin (tersini) dileye… (Hûd/108).
  • “Saâdet” kelimesinin zıddı, “darlık, zorluk, sıkıntı ve güçlük” anlamına gelen “şakâvet”tir (Râğıb, Mufredât). En büyük şakâvet ise Cehennem’e atılmaktır (Hûd/106; Tâhâ/123).
  • İnsanoğlu, hayatta en yüce amacın/değerin ne olduğu konusunda sürekli kafa yormuştur. “Saâdet”; dinin, felsefenin, psikolojinin, hukukun ve siyasetin en önemli konularından biridir. Düşünce tarihine bakıldığında, neredeyse bütün filozofların, insanın en yüce değerinin ve en son gayesinin “saâdet” olduğunu ifâde ettikleri görülür. Ama saâdetin ne olduğu konusunda görüş birliğine varılamamış, farklı tarifler yapılmıştır.
  • “Faydacı” filozoflara göre doğru eylemin ölçütü, en fazla insana en büyük faydayı/saâdeti sağlamaktır.
  • “Hazzı esas alanlar”a göre, saâdet, sadece haz almaktır. Buna göre, insana zevk veren herşey iyi, acı veren herşey de kötüdür.
    Hazzı esas alanların, aslında ahlâkı yok saydıkları kolayca anlaşılmaktadır. Hayatın gayesinin sadece zevk almak olduğu kabul edildiğinde, insan ile hayvan arasında bir fark kalmamaktadır (Akseki).

(Kur’an’a Göre Mutlu Aile, Arzu Arıkan, SEKAM, İstanbul, 2017)

Yazan: Şeref Aziz TAHA

Reklam

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*