Hasan el-Bennâ (3)

Bennâ’nın yaşadığı yıllarda Mısır, bir “geçiş dönemi” yaşamaktadır. Modernist/pozitivist fikirler gitgide yaygınlaşmaktadır; ama henüz siyasal meşruiyet bulamamıştır. İslam hukuku, İngiliz mandası altında bile uygulama alanı bulabilmiştir.

Halk, geleneklerine bağlıdır, yönetimin de katı laik uygulamaları yoktur. Bu durum, Bennâ’nın “muhalefeti”nin karakterini de etkilemiş görünmektedir. O, Mısır toplumunu hiçbir zaman bir “cahiliye” toplumu, Mısırlı yöneticileri de İslam’dan çıkmış kimseler olarak görmemiştir. Ona göre Mısır toplumu “ıslaha muhtaç”tır. Dolayısıyla Bennâ da “ıslahatçı” bir liderdir. Bu yaklaşımı, onun topluma ve siyasal iktidara karşı tavrını da belirlemiştir. Nitekim o, devlet yardımı alarak seçimlere katılmış; ayrıca, teşkilat üyelerine kamu kurumlarında kadrolaşmalarını da tavsiye etmiştir.

O, İslam’ın toplum hayatına tekrar hâkim olmasını istemektedir; ama daveti ” Müslüman” topluma ve “Müslüman” yöneticileredir. Bundan dolayı, Kral’a ve üst düzey yöneticilere yazdığı mektuplarda yönetimin “meşruiyeti”ni temelinden sorgulamaz. Bununla birlikte, onun yönetime karşı tavrının zamanla sertleştiği görülmektedir. Bu, Mısır’daki yönetimin giderek daha Batıcı ve baskıcı olmasıyla ilgilidir.

Nitekim bu durumun bir sonucu olarak yönetimin Müslüman Kardeşler ile arası açılmış, gelişmeler, Bennâ’nın tutuklanması ve ardından da bir suikasta maruz kalmasıyla sonuçlanmıştır.
Bennâ’nın bu “ılımlı” yaklaşımı, Müslüman Kardeşler’in kısa zamanda gelişip yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bir “hareket adamı” olan Bennâ’nın öncelikli meselesi, halkın inançlarını sorgulamak değil, İslam’ı hâkim kılacak bir yapı oluşturmaktır. Bu noktada, Çagdaş Müslüman Düşüncesi’nin tipik niteliklerinden birine işaret etmekte fayda vardır. Bu Düşünce’deki tipleri iki grupta toplamak mümkündür: ilkinde, Ali Şeriatî ve Seyyid Kutub gibi düşünsel yönü kuvvetli ama hareket yönü zayıf olanlar; ikincisinde ise, Bennâ gibi, hareket yönü kuvvetli ama düşünsel yönü zayıf olanlar yer almaktadır.

İlk gruptakiler, yaygın anlamda bir teşkilat kuramamışlardır. İkinci gruptakiler ise, teşkilatlı bir yapı kurarak kitleleri yönlendirmişlerdir. İlk gruptakileri “düşünce önderleri”, ikinci gruptakileri ise “karizmatik liderler” olarak tanımlamak mümkündür. Her iki gruptakilerin de artıları ve eksileri vardır. İlk gruptakilerin gelişmelere katkıları, ikinci gruptakilere göre daha fazladır. Çünkü hareketin “kalite”sini, düşüncenin kalitesi belirler. Bennâ, tipik anlamda bir “hareket adamı”dır ve onun için önemli olan, teşkilatın(ın) başarısıdır. Bundan dolayı, halkla “arasını açacak” bir söylem benimsememiştir. Onun kahvehanelerde yaptığı konuşmaların kısa zamanda etkili olmasının nedeni budur.
(Sembol Şahsiyetler, Kürşad Atalar, Pınar Yayınları, İstanbul, 2014)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

Reklam

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*