Meta-Teori (2)

Meta-Teori (2)

Bugün yeryüzünün en genç dini olan İslam ile modernite arasındaki son gerilim halkası içinde yaşıyoruz. Bu, uzun zamandan beri devam eden modern zihniyetin ortaya koyduğu “meta-teori” ile İslam’ınki arasında bulunan uyuşmazlıktan kaynaklanmaktadır.

Hıristiyanlık ve Yahudilik modernite karşısındaki mücadelelerini kaybetmişlerdir. İnsanlara hayatın anlamını gösterebilecek ve onlara gerekli uyarıyı yapabilecek tek din İslam’dır.

Küresel ölçeğe ulaşmış olan zulüm temeline dayalı sosyal ilişkileri değiştirip, onları adalet üzerine yeniden kurabilir. Ama bütün bunlar ancak, müslümanların “emin” vasfına sahip olmaları ve İslam’ı yaşanır hale getirmeleriyle mümkündür.
Böyle kırılmaların yaşandığı dönemler karmaşa ve belirsizlik yüklü olmalarına rağmen, doğruların tartışılmasına da imkân tanır. Postmodern kültür insanları karamsarlığa düşürmekte, bundan kurtuluşun ise tüketmekle mümkün olduğunu söylemektedir.

Bunu bilmek bile müslümanlar için büyük bir imkandır.
Modern zihniyetin “medeniyet” kavramının muhtevasının İslam tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.

Medeniyet kavramı, her şeyden önce ve fazlasıyla Batı merkezli bir muhtevaya sahiptir; “barbarlık”tan kurtuluşu içeren bir anlam taşır. Dolayısıyla “ilerleme” düşüncesi üzerine kurulmuştur. Halbuki İslam, barbarlıktan değil, “cahiliye”den kurtuluş özelliği taşır.
(Abdurrahman Arslan, Yeni Bir Anlam Arayışı, Bilge Adamlar-2013).

Nakleden: Şeref Aziz TAHA

META TEORİ 1 YAZISI İÇİN TIKLAYIN

Reklam

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*