Türk Milliyetçiliği Ve Atatürk Milliyetçiliği

Dosyamızı okuyunca görecekleriniz Türkçü-Milliyetçi-Mukaddesatçı akımın Kemalizm gibi bir derdinin artık kalmadığı ve onun Nihâl Atsız, Dündar Taşer, hatta Alparslan Türkeş kadar olsun eleştirisine güç yetiremeyecek hale geldiği gibi karamsar bir sonuca bizi götürür mü?

Kimseyi kırmak, gücendirmek istemiyorum ama tespitime göre tarih Türkiye’de -hep olduğu gibi- güncel hadiselerin seyrine göre şekil ve suret değiştiriyor. Aslında değişen tarih değil, onun algılanışı.

Tarihimiz üzerine II. Meşrutiyet’ten itibaren muazzam bir algı operasyonu yapılmıştır, günümüzde yaşadığımız da operasyonun hız kesmeden devam ettiğidir.

Geçen ay Sol’un Kemalizm karşısındaki ikircikli tutumunu ele almıştık. Tek Parti diktatörlüğünde cinayetler, hapisler, sürgünler, sansürler, susturmalar gibi kılıklar altında cereyan eden sola karşı operasyon 60’lardan itibaren hedefine ulaşmış ve günümüzde Sol hareketin artık Kemalizm diye bir derdi -birkaç istisnasıyla- kalmamış, resmî ideolojiye eklemlenme süreci tamamlanmıştır.

Aynı süreç Türkçü-Milliyetçi-Mukaddesatçı hareket için de işlemiş ve Atsız’ın 50’lerde yaptığı

“Kemalizm denilen muazzam safsata kökü dışarıda olan bir ucubedir” tespiti çöpe atılmış, yazarı ‘tehlikeli’ fikirlerinden arındırılarak bir kült haline getirilmiş ve Dalkavuklar Gecesi gibi Kemalizmi yerden yere vuran hicivleri birer masal kitabı gibi okunur olmuştur. Bugünkü Atsız; diyardan diyara sürülmüş, mahkemelere verilmiş, sokaklarda yuhalatılmış anti-Kemalist kimliğinden uzaklaştırılarak Türklüğü övmekle meşgul bir Şamanist’e indirgenmiştir. Hâlbuki Osmanlı padişahlarına, hele Sultan Abdülhamid’e söz söyletmeyen, Atatürk’ün liseler için yazdırdığı tarih kitabını sağlığında tenkid etme cesaretini gösterebilmiş nadir serdengeçtilerdendi.

Böyle böyle değişiyor/değiştiriliyoruz.

Mustafa Armağan-DERİN TARİH