İl Arslan’ın Hanımı Terken Hatun Kimdir?

Her ne kadar popüler kültürde bir Hürrem Sultan, Kösem Sultan gibi adından söz edilmese de Harezmşah Terken Hatun’ları da, onların çok ötesinde sayılacak derecede etkin; Türk, Ön Asya ve hatta dünya tarihinde türüne az rastlanan kadınlardandır.

Harezmşahlar tarihinde iki Terken Hatun ön plana çıkmıştır. Bunlardan ilki İl Arslan’ın hanımı, Sultan Şah ve Alaaddin Tökiş’in (1172-1200) anneleri, diğeri de Alaaddin Tökiş’in hanımı, Sultan Alaaddin Muhammed’in de (1200-1220) annesi olan Terken Hatunlardır.

İlk olarak İl Arslan’ın eşi, Sultan Şah’ın annesi olan Terken Hatun’dan bahsedilecek olunursa onun da kendinden yaklaşık bir asır önce yaşayan Selçuklu Sultanı Melikşah’ın eşi Celaliye Terken Hatun gibi oğlunu, saltanatın diğer ortaklarına karşı savunduğuna şahit olunur.

Onun bilinen mücadelesi kocası İl Arslan’ın 1172 senesindeki ölümüyle başlar. Esasında İl-Arslan, oğlu Sultan Şah’ı ölmeden önce veliaht olarak tayin etmiş, ölünce de vasiyeti üzere, başkentte bulunan bu oğlu tahta oturmuştur. [1]

O dönemde Alaadin Tökiş, Cend şehrinde idi. Terken Hatun, Alaaddin’in Cend’de olmasını da fırsat bilerek oğlu Sultan Şah’ı başa getirdi. [2] Sultan Şah, kardeşini merkeze çağırmış ancak o, bu durumun güvenilir olmadığını düşünerek bu çağrıya olumlu yanıt vermedir. Gelişmeler üzerine Sultan Şah, Alaaddin’in üzerine kuvvet gönderdi, Alaaddin de Karahitaylılara sığınarak Sultan Şah’a karşı verdiği mücadelede onların desteğini talep etti.

Zaten Kaharahitaylar, Atsız (Harezmşah hükümdarı) zamanından bu yana Harezmşahları kendilerine tabii kılmışlar ve onları vergiye bağlamışlardı. Karahitaylılar, Alaaddin’in talebini kabul ederek Sultan Şah ve onu destekleyen annesi Terken Hatun’un üzerine yürüdü. [3]

Bu mücadeleden galip ayrılamayacaklarını fark eden Terken Hatun ve oğlu, tıpkı rakipleri Alaaddin gibi kendilerine destek verecek bir kuvvet arayışına girdi. Bu çabaları için de sığınacakları en önemli liman, Büyük Selçuklu dağıldıktan sonra Horasan bölgesinde etkili olan Horasan hâkimi Müeyyed Ayaba’dan başkası değildi. Ancak Tökiş gibi güçlü biri karşısında şansları yok denecek kadar azdı. [4]

Sultan Şah ile Terken Hatun’u Harezm’den kaçırtan Alaaddin Tökiş, tahta oturduktan sonra ilk iş olarak Müeyyed Ayaba’nın cezasını kesmeyi amaçlıyordu. Bu amaç doğrultusunda onun üzerine yürüdü. Subarlı kasabasında Ayaba’nın ordusunu bekleyen Alaaddin, onu pusuya düşürerek esir aldı ve çok ağır bir şekilde cezalandırarak onun başını kestirdi. Terken Hatun ile ortak hareket eden Ayaba, bu politikasının bedelini canıyla ödemiş oldu.

TERKEN HATUN’UN ÖLDÜRÜLMESİ

Tökiş, Terken Hatun ile hareket etmesinin cezasını Ayaba’ya ödettikten sonra hırsını alamadı, Terken Hatun ve kardeşini takibe devam etti. Takip sonucu Dihistan’da[5] Terken Hatun’u yakalayıp öldürttü. Ancak kardeşi Sultan Şah’ı yakalayamadı.

Terken Hatun öldüğünde 1174 senesiydi. Ağabeyinin gazabından kurtulan Sultan Şah, bundan sonra yoluna yanında annesi olmadan devam etti. 1193’teki ölümüne kadar ise ağabeyini uğraştırmayı sürdürdü. Hatta şartlar değişip tersine döndüğünde bu sefer Karahitayları kendisi arkasına aldı.

Süreç içerisinde Karahitaylılarla arası açılan Tökiş’in bu durumundan yararlanmak isteyen Sultan Şah, Harezm’e yürüdü. Buna karşılık Tökiş ise sağlam tedbirler alarak kendini müdafaa etmeye çalıştı. Öyle ki Gürgenç şehrinde su bentlerini açarak araziyi sular altında bırakmıştır. Bu durum karşısında askerlerinin zayiata uğrayacağını fark eden Karahitaylar geri çekilmiş, Tökiş de merkezde kısmen rahatlamıştı.

Ancak Sultan Şah yine de tam anlamıyla mücadeleyi bırakmamış, annesi Terken Hatun’un yardımıyla çıktığı yolda kendi çapında başarılar da elde etmişti. Bir kısım Kaharhitaylı askerinin yardımıyla Serahs, Merv, Tus gibi şehirleri almış, orada küçük bir emirlik kurmuştu. Sultan Şah, bu süreçte ülkeyi tamamen ele geçirmenin yollarını aradığı gibi kardeşinin büyük çaplı tepkisini çekmemek için de genel olarak onunla iyi geçinmeye çalışmıştı.

Alaaddin Tökiş de kardeşiyle genel olarak iyi geçinse de ona karşı her daim teyakkuz içerisinde bulunmuştu. 1193’te Sultan Şah’ın ölmesiyle bu tedirginliği ortadan kalkmıştır.

[1] Prof.Dr. Mehmet Ali Çakmak, Selçuklu Tarihi El Kitabı, Harezmşahlar Devleti, Ankara, Grafiker Yay., 2018, s.204.

[2] Erdoğan Merçil, 2011, s.192.

[3] Mehmet Ali Çakmak, a.g.e

[4] Mehmet Ali Çakmak, a.g.e; Cihanguşa, C.2, 15-16

[5] Dihistan: İran’ın Kuzeydoğu bölgesinde bulunan, bugünkü adı Gülistan olan, Türkmenistan ve Hazar Denisi kıyısındaki İran eyaleti.

İLGİLİ YAZILAR

1- https://alimsozluk.com/2019/08/16/harezmsahlar-ile-cengiz-han-mucadelesi-surecinde-terken-hatun/

2- https://alimsozluk.com/2019/08/16/kutbeddin-alaaddin-muhammedin-annesi-terken-hatun-kimdir/

3- https://alimsozluk.com/2019/08/16/il-arslanin-hanimi-terken-hatun-kimdir/

4- https://alimsozluk.com/2019/07/30/terken-unvani-hakkinda/

5- https://alimsozluk.com/2019/07/30/eski-turklerde-kadinin-rolu/

KAYNAK: alimsozluk.com

Reklamlar