BEDİR SAVAŞI

Savaş, Miladi 624’te cereyan etmiştir. Savaşın ruhsal sebebi o zamana kadar, kendilerine her türlü zulmü ve baskıyı yapan Mekkeli müşriklerden intikam alma isteğidir. Özel sebebi ise Müslümanların hem müşriklere zarar verme hem de kendilerinin Mekke’deki tüm varlıklarına el koyan müşriklerden bunu ekonomik anlamda temin etme arzusudur.

Bunun için de en uygun ortam o dönem ki kervanlardır. Vakıdî, Megazi adlı eserinde sahabeden Sa’d bin Muaz’ın Ebu Cehil’in Kâbe ziyaretinden mahrum bırakma tehdidine cevaben “Eğer sen beni tavaftan men edersen, ben de vallahi sana daha ağırını yapar, senin Medine’deki Şam ticaret yolunu keserim!” diyerek bağırdığını nakleder.

Gerçekte böyle bir diyalog yaşandı mı bilinmez ama Mekkeli zengin müşriklerin, kervan yollarının o dönem için en önemli düşmanları tarafından kesileceği korkusu şüphesiz gerçekti.

Nitekim süreç içinde korkulan da oldu. Müslümanlar hem kendilerine göz açtırmamaya çalışarak Hac yasağı koyan Mekkelilere korkmadıklarını göstermek hem de daha evvel ki kayıplarını telafi etmek amacıyla Şam’dan dönen Mekke kervanının yolunu kestiler. Söz konusu gelişme, Mekkelilerin tepkisini çekmeye yeter de artardı bile. Bu durum şüphesiz insan ve toplum ruhu açısından bakıldığında, kendinden daha aşağıda veya güçsüz durumda görülen kişiye/gruba ders verme gerekliliğini doğurdu.

Mekkelilerin ordu hazırlayıp Medine’ye doğru yola çıktığı haberi geldiğinde Allah Resulü savaş stratejisini oluşturmaya çalışmış, hatta müttefik çekmek için bazı kabilelerle iletişime de geçmiştir.

Medineliler, Bedir düzlüğüne geldiklerinde Müslümanlar kendileriyle çarpışmış, bu mücadele sonunda müşriklerden 70 kişi ölmüş, Müslümanlardan ise 14 kişi şehit olmuştur. Savaş esnasında Allah Resulünün anne tarafından akrabası olan Zuhre soylu asker zümresi, Mekkeliler safından ayrılmıştır. [1]

Savaş sona erdiğinde Mekkeliler iki anlamda da kayıpla ayrılmak zorunda kaldılar. Birincisi yukarıda da bahsedildiği gibi 70’e 14 kayıpla daha fazla fire verdiler, ikincisi ise özgüven üstünlüğünü Müslümanlara kaptırdılar.

[1] Muhammad Hamidullah, İslam Peygamberi, (Ankara İmaj Yay.-2003), Çev. Prof. Dr. Salih Tuğ, c. 1 s. 224