15. ASIRDAN SONRA MÜSLÜMAN DÜNYASI

Müslümanların parlak zaferler kazandıkları devir 15 ve 16. asırladır. Bizans’ı yıkan ve Viyana’yı tehdit eden Osmanlı Devleti’nden Safeviler ve Babürlüler bu dönemin en önemli diğer devletleridir. Bununla beraber Müslüman dünyanın çöküş dönemi de bu asırda başlar. Çünkü medeni üstünlük bu devirde sona ermiş, Avrupalılar bu noktada öne geçmişlerdir.16. asırda Avrupa tekniği medeniyete matbaacılık vasıtasını kazandırdı. Müslüman dünyasında ise matbaacılık ancak 17. asırda Türkiye’den başlayarak yayıldı. Müslümanlar ateşli silahları fazla tereddüt göstermeden Avrupalılardan almışlardı. Ancak onların diğer icadı olan matbaayı kabul etmek için din alimlerinin fetvasını almak gerekti. Çünkü basma kitaplardan istifade etmek, din ile alakalı olan medrese aleminde büyük değişiklik doğurabilirdi.

Müslüman dünyasının 15. asırda tamamıyla gerilemeye başladığını düşünmekte yanlış olur. Türkiye bu dönemde özellikle İstanbul ile birlikte İslam dünyası için büyük medeni merkezlerden biri oldu. İstanbul, kütüphanelerinde sakladığı Farsça el yazmalarının çokluğu bakımından Avrupa’nın birçok şehrinden önce geliyordu. Medeniyette yapılanlar sadece mazide kalmış yadigarları tanıtmakla kalmadı, yeni bir temel üzerinde ayrı bir mimari üslubu da meydana getirdi. Büyük Türk mimarı Sinan’ın yaptığı eserler, sanat bakımından Avrupa’daki Rönesans devri eserlerinden aşağı değildi. Mimar Sinan kendinin en büyük eserini Edirne’deki Selimiye Camii saymaktadır.

17. asra gelindiğinde Katip Çelebi yahut Hacı Kalfa ismiyle tanınan ünlü Türk alimi yaşamıştır. O bibliyografya, edebiyat ve coğrafya alanında vermiş olduğu eserler ile döneminin en büyük alimlerindendir. Yine 17. yüzyılda Evliya Çelebi büyük bir seyahat yaparak ünlü eserini yazmıştır. Bu eser içindeki bilgilerin bolluğu ve genişliği bakımından Arapların en büyük coğrafyacılarını bile geride bırakmıştır. İran’da ise 17. yüzyılda Şah Abbas hüküm sürmüştür(1587-1628). Bu uzun devir İran için oldukça parlak bir devir olup, payitaht İsfahan şehrinde büyük mimari eserler bırakılmıştır. Şah Abbas zamanındaki bir İtalyan seyyahı, Şah tarafından inşa edilen ‘’Meydan-ı-Şah’ı’’ o zamanki hıristiyan şehirlerinin en büyük cadde ve meydanlarıyla mukayese etmiştir.

Reklamlar