• Mısır Valisi Mukavkıs’a Göderilen Davet Mektubu

Hâtıb b. Ebû Beltea, Bizans’ın Mısır genel valisi Mısır krallarına verilen Mukavkıs lakabıyla anılan Cüreyc b. Mînâ’ya elçi olarak görevlendirilmiştir. Hâtıp İskenderiye’ye gelerek hükümdara mektubu takdim etmiştir. Rasûlullah’ın Mukavkıs’a davet mektubu, orjinali mevcut olduğu ileri sürülen mektuplardan biridir.

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allah’ın kulu ve Rasulü Muhammed’den Mısır kralı Mukavkıs’a,

Selam hidayete tâbi olan kimseler üzerine olsun. Bundan sonra ben seni İslam’ı kabul etmeye davet ediyorum. İslamı kabul et selamet bulursun. Allah ecrini iki kat verir. Şayet yüz çevirirsen bütün Mısır halkının günahı sana aittir.

Ey ehl-i kitab, hepiniz bizimle sizin aramızda müsavi bir kelimede birleşelim de Allah’tan başkasına tampayalım. O’na hiçbir şeyi eş, ortak tutmayalım. Allah’ı bırakıp da birbirinizi Rab diye tanımayalım. Buna rağmen onlar davetten yüz çevirirlerse, siz şahid olunuz ki bizler muhakkak Müskümanlardanız! Deyiniz.”

Mukavkıs Hristiyan olup çok eski bir Mısır dinine mensup olduğunu bunu terk etmenin mümkün olmayacağını söyleyerek İslamı kabul etmemiş fakat elçiyi çok güzel bir şekilde ağırlamış, Hz. Muhammed ve İslam hakkında bilgi aldıktan sonra cevabi bir mektup ve değerli hediyelerle elçiyi uğurlamıştır.

Beşinci mektup Şücâ‘ b. Vehb el-Esedî ile Gassânî krallarından Hâris b. Ebû Şemir’e gönderildi. Hâris kendisine böyle bir mektubun gönderilmesine sinirlenerek onu yere attı ve Medine’ye hücum tehdidinde bulundu.

Altıncı mektup Selît b. Amr tarafından Yemâme’de yaşayan Benî Hanîfe kabilesinin reisi olup şair ve hatipliğiyle de tanınan Hevze b. Ali’ye götürüldü. Hevze elçiye iyi davranıp ikramda bulunmakla birlikte Müslümanlığı kabul etmediğini bildiren cevabi bir mektup gönderdi.

Hz. Peygamber, İslamiyet’i tebliğ amacıyla yazdırdığı bu tür mektuplardan Arap yarımadasının muhtelif yerlerinde yaşayan birçok kabile reisine, hatta bazen şahıslara da göndermiştir. Veciz bir ifadeyle yazılan mektuplarda, kişilere unvanlarıyla hitap edilmiş, kendilerini tehdit eden veya küçük düşüren ifadelere yer verilmemiş, muhataplar tek Allah’a ve Muhammed (sav)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanmaya davet edilmiştir. Özellikle kabile reislerine gönderilen mektuplarda, kabilenin Müslüman olması halinde kendi topraklarında bırakılacaklarına, mal ve can güvenliklerinin sağlanacağına, bazı kabilelere toprak, mera veya maden yerleri verileceğine işaret edilmiştir. Müslüman olmayı kabul edenlerin Allah’a ve Rasulüne itaat etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri gerektiği bilhassa zikredilmiştir. Hicretin 9. (m. 630) yılında nazil olan cizye ayetinden[1]  sonra yazılan mektuplarda ise Müslümanların hâkimiyetini tanımakla birlikte İslam’a girmeyi kabul etmeyen Yahudi, Hıristiyan ve Mecûsîlerden cizye alınacağına da yer verilmiştir. [2] 

[1] Tevbe,29.

[2] Casim Avcı, a.g.e., s.74-76.