• İran Kisrâsı II. Hüsrev Perviz’e Gönderilen Davet Mektubu

İslam’ın doğuşu yıllarında Ortadoğu, dönemin iki süper gücü olan Bizans ve Sâsânî imparatorlukları birkaç asırdır devam eden mücadelesine sahne olmaktaydı. Sâsânîler 614 yılında Kudüs’ü zapt ederek Hıristiyanlar için son derece önemli olan Kutsal Haç’ı alıp başkent Medâin’e (Ktesiphon) götürmüş, 619’da Mısır’ı işgal ettikten sonra 626’da Anadolu’yu aşıp İstanbul önlerine kadar ilerlemişlerdi. Sâsânîlerle mücadeleye devam eden Bizans, İmparator Herakleios’un Sâsânîler’in ana ordusunu 627 yılı sonunda Ninevâ’da (Ninova) ağır bir yenilgiye uğratmasıyla nihaî zaferi elde eden taraf olmuştu.

Abdullah b. Huzâfe birçok defa İran’a gittiği ve biraz Farsça bildiği için Hz. Muhammed onu Sâsânî Hükümdarı (Kisrâ) II. Hüsrev Pervîz’e yazdığı mektubu götürmekle görevlendirmiştir. Elçi, Bahreyn İran valisi Münzer ile görüşerek Medayin’deki imparatora mektubu takdim etmiştir. Mektup kisranın huzurunda okunduğu sırada kisra, mektubun okunması bitmeden tercümanı durdurup mektuptaki hitap şeklinin imparatorluk makamının saygınlığına uygun olmadığını düşünerek öfkelenip vesikayı yırtmıştır. Arapça kaynaklara dayanarak hazırlanmış tam metin şöyledir:

Bismillahirrahmanirrahim.

Allah Rasûlü Muhammed’den, İranlıların büyüğü Kisra’ya:

Selam, hakikat tolunu izleyip Allah’a ve Rasûlüne iman edenlerin ve Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun bir ve ortaksız olduğuna ve Muhammed’in O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet edenlerin üzerine olsun! Seni İslam’ı kabule çağırıyorum. Zira ben, Allah’ın canlı olan herkesi uyarmak ve ilahi kelamın kâfirlere karşı hükmünü tamamlaması için tüm insanlara gönderdiği elçisiyim. Şimdi İslam’a teslim ol ve feraha er. Ama eğer reddedersen, o zaman Mucusilerin günahları da senin üzerine olacaktır.”[1]

Rasûlullah’ın mektubu Kisra’ya ulaşınca son derece hiddetlenmişti. Çünkü o günlerde Rumlara karşı büyük bir yenilgi aldığı için huzursuzdu. Böyle bir hezimetten sonra Hz. Muhammed’in mektubunu aldığı zaman bunu bir fırsat gibi değerlendirmişti. Çünkü Müslümanlar Farslar ve Rumlar arasında vuku bulan savaşta ateşperest Farslar yerine ehl-i kitaptan olan Rumları desteklemişlerdi.

Kisra mektubu Arap lisanına vakıf birine okutmuştur. Adının Muhammed isminden sonra yazılmış olmasına son derece kızmış ve henüz içeriğinde ne olduğunu öğrenmeden mektubu parça parça yırtmış ve elçinin dışarı çıkarılmasını emretmiştir. . Abdullah b. Huzâfe vazifesini ifa ettiği için Medine’ye dönmüş ve Kisrâ’nın tutumunu Hz. Peygambere anlatmıştır. Bunun üzerine Hz. Muhammed “Allah onun krallığını parçalasın!” demekle yetinmiştir.

Kisra, kölesi olarak tavsif ettiği bir kişinin şahsına karşı mektup yazmasını ve üstelik mektuba kendi ismi ile başlamasını hazmedememiştir. Mektubu yırttığı yetmiyormuş gibi Hz. Muhammed’in cezalandırılması için Yemen valisi Bâzân’a bir mektup yazarak Hz. Muhammed’in yakalanıp kendisine teslim edilmesini emretmiştir.  Gerçekten Hüsrev’in Yemen valisinin verdiği emir gereğince yakalatmak üzere gönderdiği kişiler Hz. Muhammed’in huzuruna varmadan Hüsrev’in ölüm haberi gelmiştir. Böylece Hz. Peygamber’in huzuruna gelen iki elçi tekrar Yemen’e dönerek olup biteni Bâzân’a anlatınca hep beraber Müslüman olmuşlardır. Bunun üzerine Bâzân ile birlikte Yemen halkı da Müslüman oldu. Böylece Yemen’in ilk Müslüman valisi Bâzân ile İslamiyet bu bölgede yayılmaya başladı; birçok Arap kabilesi değişik zamanlarda çeşitli heyetler göndererek İslamiyet’i benimsediklerini bildirdi.[2]

[1] Muhammed Hamidullah, a.g.e., s.38.

[2] F. Karaman, a.g.e.,s.271; M. Hamidullah, a.g.e., s. 307.