Peygamberlerin Kavimlerine Tebliğleri

Sözlükte “bir şeyi veya bir haberi ulaştırmak” anlamındaki tebliğ kelam ilminde “peygamberlerin yükümlü olduğu tebliğ görevi, onların vahiy yoluyla aldıkları bilgiyi insanlara ulaştırması” demektir.[1] Peygamberlerin en önemli vazifeleri tebliğdir. Allah’tan almış olduğu vahyi hiç kimseden korkmadan, hiçbir mevki ve makam gözetmeden, dünyevî hiçbir menfaate kapılmadan insanlara duyurmaktır. Allah’ın gönderdiği bütün peygamberler kavimlerine hakkı tebliğ etmişlerdir. Onları müjde ve korkudan haberdar ederek kendilerine uyanların kurtulacaklarını, inkâr edenlerin ise helak olacaklarını bildirmişlerdir.[2] Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerin kıssaları zikredilirken tebliğ görevlerine özellikle yer vermişlerdir.

Hz. Nuh’un kavmine yaptığı tebliğ şöyle anlatılmaktadır: “Andolsun ki Nûh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Doğrusu ben, üzerinize gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.”[3]

“Size rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah’tan (gelen vahiy ile) biliyorum.”[4]

Hz. Salih’in tebliğ konusunda kavmiyle olan ilişkisi böyle anlatılmaktadır: “Sâlih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Andolsun ki ben size rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz.”[5]

Hz. Şuayb ise kavmine şöyle seslenmiştir: “Şuayb onlardan ayrıldı ve (bu arada) “Ey kavmim!” dedi, “Ben size rabbimizin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım![6]

Diğer tüm peygamberlere verilen bu sorumluluğun son Peygamber Hz. Muhammed’e de verildiği şu ayetle belirtilmiştir: “Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O’nun mesajını iletmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.[7]

Tebliğ Kur’an-ı Kerim’de sık sık tekrarlanan bir kavramdır. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in de tebliğ hakkında birçok hadisi bulunmaktadır.

“Kim bir hidayete davet ederse, kendisine uyanların sevabı kadar ona sevap vardır ve bu, onların sevaplarından hiçbir şey eksiltmez. Her kim bir sapıklığa davet ederse ona, kendisine uyanların günahları kadar günah vardır ve bu onların günahlarından hiçbir şey eksiltmez”[8]

[1] Mehmet Boynukalın, “Tebliğ”, T.D.V.İ.A, C. XL, s. 218.

[2] Fikret Karaman, Hz. Muhammed(a.s.)’ın Evrensel Tebliğ Metodu ve İman Aksiyonu, Türkiye Diyanet Vakfı Elazığ Şubesi Yayınları, Elazığ 1994, s.8-56.

[3] A’raf, 59.

[4] A’raf,62.

[5] A’raf,79.

[6] A’raf,93.

[7] Maide, 67.

[8] Sahîh-i Müslim, Sünen-i Tirmîzi, et-Terğib ve-t-Terhib.