Davet Sözcüğünün Kökeni Nedir? Davet Ne Demek?

Da‘vet kelimesi Arapça’da masdar olup sözlükte “çağırmak, seslenmek, adlandırmak, dua veya beddua etmek, ziyafete çağırmak, propaganda yapmak” gibi anlamlara gelir. Da’vet kelimesi anlamca oldukça zengin bir kelimedir.

Da‘vet kelimesi terim olarak özellikle “İslâm’a ve İslâm esaslarının uygulanmasına çağrı” anlamına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de İslâm’a çağrı, imana çağrı,  Allah yoluna çağrı, Allah’ın kitabına çağrı, hakka çağrı, hayra çağrı, kurtuluşa çağrı, hayat kaynağına çağrı, esenliğe çağrı gibi mânalara gelen ifadeler davetin İslâmî inanç ve değerlerin kabul edilip uygulanmasını sağlamayı hedef alan bir faaliyet olduğunu, dolayısıyla hem gayri müslimlere hem de Müslümanlara yönelik olabileceğini göstermektedir. Buna göre tebliğ, irşad, vaaz, nasihat, inzâr, tebşîr, emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker gibi terimler de sözlük anlamları itibariyle da‘vetten farklı olmakla birlikte uygulama ve gayeleri bakımından aynı veya yakın mânaları ifade etmektedirler; bu sebeple da‘vet ve tebliğ başta olmak üzere bu kavramlar sık sık birbirinin yerine kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber “Allah’ın davetçisi” (dâiyallah) olarak nitelendirilmiş ve ona yüklenen da‘vet vazifesi “da‘vet et” emri yanında “tebliğ et”, “hatırlat”, “ikaz et”  gibi daha başka kelimelerle de ifade edilmiştir. Ayrıca pek çok âyette Hz. Peygamber’in görevinin ancak “belâğ” olduğu zikredilmektedir. Tebliğ ile aynı kökten olan belâğ lafzı bütün bu âyetlerde “da‘vet” mânasını ifade etmekte, öte yandan İslâm dinini yaymanın yegâne yolunun da‘vet ve tebliğ olduğunu göstermektedir.[1]

Davet ve tebliğin en önemli vasfı, davet edilen hususun açıklanmasıdır. İşte bunun için Allah, nebisine kendisinin ancak apaçık bir tebliğci olduğunu bildirmiştir.[2]

[1] Mustafa Çağrıcı, “Da’vet”, T.D.V.İ.A., C.IX, s. 16-19.

[2] En’âm 19; Ali İmrân 20.